Zengin şişelerle dolu mistik bir dükkanın neşeli sakiniyle tanışın.
Bir zamanlar, parıl parıl parlayan cam şişelerle dolu mistik bir dükkanda, rengarenk tüyleri olan çok akıllı bir papağan yaşarmış.
Bu papağan o kadar güzel konuşurmuş ki, dükkana gelen herkes onun neşeli sesine ve zekasına hayran kalırmış.
Bir gün papağan dükkanda uçarken kazayla masanın üzerindeki kıymetli gül yağını yere devirmiş.
Sahibi ona çok kızmış; papağan ise bu duruma o kadar üzülmüş ki bir anda susmuş ve bir daha hiç konuşmamış.
Sahibi yaptığına çok pişman olmuş, papağanı güldürmek için en sevdiği yemişleri getirmiş ama kuşun ağzını bıçak açmıyormuş.
Günler sonra dükkanın önünden başı tamamen kel olan bir adam geçmiş ve papağan onu görünce birden heyecanlanmış.
Papağan sessizliğini bozarak, "Sen de mi gül yağı döktün de saçların döküldü?" diye sormuş ve herkesi kahkahaya boğmuş.
From that day on, the shop owner understood that every living being has a heart and that we should not assume everyone is like ourselves.