Güneşli bir sabah Nasrettin Hoca, sadık eşeğiyle birlikte komşu köye gitmek için neşeyle yola çıkmış.
Güneşli bir sabah Nasrettin Hoca, sadık eşeğiyle birlikte komşu köye gitmek için neşeyle yola çıkmış.
Yolun tam ortasında eşek birden durmuş ve ayaklarını yere sımsıkı dikerek inat etmeye başlamış.
Hoca, "Hadi bakalım eşek, yürü artık! Güneş batmadan köye varmalıyız," diyerek onu ikna etmeye çalışmış.
Ancak eşek hiç oralı olmamış, başını öteye çevirip olduğu yerde heykel gibi çakılı kalmış.
Ancak eşek hiç oralı olmamış, başını öteye çevirip olduğu yerde heykel gibi çakılı kalmış.
Hoca'nın aklına bir kurnazlık gelmiş; "Peki o zaman sen bilirsin, ben gidiyorum!" diyerek arkasını dönmüş.
Eşek, Hoca'nın gerçekten gittiğini görünce şaşkınlıktan kulaklarını dikmiş ve arkasından bakakalmış.
Yalnız kalmak istemeyen inatçı eşek, hemen Hoca'nın peşinden hızla koşmaya başlamış.
Hoca gülerek eşeğinin başını okşamış; akıl ve sabırla her zorluğun aşılabileceğini bir kez daha anlamış.
Akıl ve sabırla her iş çözülür!