Hayallerin ötesine bir yolculuk...
Küçük Alp, karton kutulardan kendine harika bir roket yaptı ve içine bindiği an roket gerçek, parıl parıl bir uzay gemisine dönüştü. 'Kemerleri bağlayın, gökyüzüne uçuyoruz!' diye bağırdı neşeyle.
Roket, pamuk şeker gibi yumuşak bulutları aşarak masmavi Dünya'yı geride bıraktı. Alp, pencereden bakınca evrenin ne kadar büyük ve ışıltılı olduğunu hayretle izledi.
Ay'ın üzerine yumuşak bir iniş yapan Alp, orada kocaman gözlü ve çok nazik bir Ay sakiniyle karşılaştı. Birlikte kraterlerin arasında zıplayarak neşeli bir oyun oynadılar.
Uzay gemisi, pembe ve mor renkli yıldız tozlarının arasından geçerken her yer sihirli bir kokuyla doldu. Alp, bu renkli bulutların içinde dans eden minik ışıkları hayranlıkla izledi.
Satürn'ün altın sarısı halkalarına ulaştığında, orada saklambaç oynayan uzay kedilerini buldu. Halkaların üzerinde bir kaydıraktaymış gibi kaymak çok eğlenceliydi.
Alp, parlayan en parlak yıldızdan bir avuç dolusu ışık topladı ve onu cam bir kavanoza koydu. Bu ışık, dünyadaki tüm çocuklara en tatlı rüyaları fısıldayacaktı.
Yolculuk bittiğinde Alp yatağında mışıl mışıl uyuyordu ama başucunda hala parlayan o küçük kavanoz vardı. Artık her gece yıldızlar ona en güzel masallarını anlatacaktı.